Kıymetli arkadaşlar, peşin peşin söyleyeyim: Ben bu maçta Beşiktaş’ın altı gol atmasından çok, Çorum FK skoru 2-1’e getirdikten sonra verdiği cevaba sevindim.
Çünkü gol atarsınız, iyi oynarsınız, rakip kötü günündedir, skor bir şekilde büyür. Bunların hepsi futbolun içinde var. Ama rakip “Acaba geri dönebilir miyim?” diye kafasını kaldırdığı anda üç gol daha atıp tekrar yerine oturtmak başka bir şey.
Beşiktaş’ın uzun zamandır eksik olan tarafı tam olarak buydu.
Rakip umutlandığı anda oyundan düşen değil, vitesi artırıp maçı bitiren bir takım görmek istiyorduk. Dün gece 2-1’den sonra gördüğümüz şey buydu.
Beşiktaş–Çorum FK maçında asıl mesele altı gol değildi
Černý daha 9. dakikada golü attı. Vlahović ilk yarının sonunda penaltıdan skoru 2-0 yaptı. Devreye rahat girdik.
Çorum FK ikinci yarının başında golü bulunca açık söyleyeyim, insanın aklından ister istemez aynı şey geçiyor:
“Yine mi maçı kendi elimizle sıkıntıya sokacağız?”
Sokmadık.
Vlahović 59’da bir tane daha attı. Yedi dakika sonra üçüncüyü attı. İlhan Fakılı da 73’te skoru 5-1’e getirdi.
Yani Çorum FK’nın “Ben bu maça dönebilir miyim?” hevesi toplam 21 dakika sürdü. Beşiktaş üç golle o ihtimali ortadan kaldırdı.
Benim açımdan gecenin en değerli tarafı budur.
Beşiktaş rakibin kendisine gelmesine izin vermedi. İki farklı öne geçip geriye yaslanmadı. “Bu kadar yeter” demedi. Maçı oynadığı bölümde rakibinin üzerine gitmeye devam etti.
Beşiktaş dediğin takımın kendi sahasında yapması gereken de zaten budur.
Vlahović neden Vlahović, dün gece gördük
Şimdi gelelim Vlahović’e.
Adam üç gol attı. Biri penaltı, ikisi açık oyundan.
Birileri çıkar, “Penaltıdan attı”, “Savunma hata yaptı”, “Rakip Çorum FK” diye küçültmeye çalışır. Futbolda bu ezberi yıllardır dinliyoruz.
Peki golcü ne yapacak?
Rakip hata yaptığında orada olmayacak mı? Önüne gelen topu dışarı mı vuracak? Penaltıyı başkası mı kullanacak?
Golcü dediğin oyuncu, savunmanın yapacağı hatayı önceden koklar. Topun nereye düşeceğini bilir. Fırsat geldiğinde de kaleciye ikinci bir şans vermez.
Beşiktaş taraftarı son yıllarda “Bu top nasıl gol olmaz?” diye kafayı yemekten yoruldu. Dün gece ise kaleyi bulan yedi şutun altısı gol oldu.
Bu oran her hafta tekrarlanmaz. Futbol böyle bir oyun değil. Ancak ceza sahasında Vlahović gibi bir oyuncunuz varsa topun gol olma ihtimali doğal olarak yükselir.
Üç golün yanında hareketliydi, bağlantıya girdi ve rakip savunmayı sürekli meşgul etti. Çorum FK stoperleri yalnızca Vlahović’in ayağındaki topla değil, topsuz koşularıyla da uğraşmak zorunda kaldı.
Fenerbahçe savunmasının da cumartesi gününe kadar düşüneceği konulardan biri budur.
Yarım metre boşluk bırakırsanız cezayı kesebilecek bir santrfor geliyor.
Bana şimdi “Rakip Çorum FK” demeyin
Evet, rakip Çorum FK.
Bunun farkındayız. Bu galibiyeti Şampiyonlar Ligi finali kazanmış gibi anlatacak değiliz. Altı gol attık diye bütün sorunlarımızın bir gecede çözüldüğünü de söylemiyoruz.
Ama aynı Çorum FK ilk hafta gs deplasmanından puanla döndü.
Süper Lig’de rakibin ismine bakarak üç puanı cebinize koyamıyorsunuz. Beşiktaş bunun en yakın örneğini daha bir hafta önce Alanya’da yaşadı.
Dolayısıyla önce hakkını teslim edelim: Beşiktaş dün gece yapması gerekeni yaptı ve bunu herhangi bir tartışmaya yer bırakmayacak skorla yaptı.
Rakip kim olursa olsun altı gol atmak kolay değildir. Hele iki maç üst üste gol atamadan kaybetmiş bir takımın bu kadar sert reaksiyon vermesi önemlidir.
Bu sonuç “Her şey tamam” sonucu değildir.
Ama “Bu takımın hücum gücü var ve doğru oynadığında rakibini dağıtabilir” sonucudur.
İkisini birbirine karıştırmayalım.
Size rakamları sıralayıp futbol anlatıyor gibi yapmayacağım
Maçtan sonra yüzde 52 topa sahip olma, 18 şut, 2,86 gol beklentisi diye bütün rakamları peş peşe sıralayıp bunun üzerinden futbol anlatıyor gibi yapmanın anlamı yok.
Fakat iki veri önemli.
Beşiktaş rakip ceza sahasında 34 defa topla buluştu. Çorum FK ise Beşiktaş ceza sahasında yalnızca 11 kez topla buluşabildi.
Maçın özeti burada.
Topu yalnızca orta sahada çeviren bir Beşiktaş izlemedik. Rakip kaleye giden, ceza sahasına giren ve pozisyonu bitirmeye çalışan bir takım izledik.
İkinci önemli veri de dört farklı oyuncunun gol atması.
Černý attı. Vlahović üç tane attı. Oyuna sonradan giren İlhan attı. Sağ bek Murillo attı.
Yani Beşiktaş’ın hücumu tek bir oyuncunun olağanüstü bireysel performansına bağlı kalmadı. Takımın farklı bölgelerinden skor katkısı geldi.
Derbi öncesinde karşı tarafa verilebilecek en rahatsız edici mesajlardan biri de budur.
Vlahović’i durdursanız Černý var. Merkeze kapansanız kenarlar var. Maçın son bölümünde oyuna giren oyuncuların da skor katkısı var.
Altı gol attık ama o iki golü de konuşacağız
Şimdi bazı arkadaşlar, “Altı tane atmışız, iki gole mi takıldın?” diyebilir.
Evet, takıldım.
Çünkü sıradaki maç Fenerbahçe maçı.
Çorum FK kaleyi bulan üç şutunun ikisini gole çevirdi. Altı gol attığımız bir gecede çok önemsenmeyebilir ama Kadıköy’de bu kadar kolay gol yeme lüksümüz yok.
Özellikle ikinci yarıların başlangıcında oyuna yeniden girmekte zaman zaman problem yaşıyoruz. Skorun verdiği rahatlıkla savunma disiplininden uzaklaşırsanız güçlü rakip sizi tekrar maçın içine sokar.
Fenerbahçe’ye karşı 2-0 öne geçtiğinizde maç bitmiş olmayacak. 1-0 öne geçtiğinizde de topu rakibe verip ceza sahasının önünde bekleyemezsiniz.
Dün geceden Kadıköy’e götürmemiz gereken şey hücum cesareti ve rakip gol attıktan sonra verilen reaksiyon.
Dolmabahçe’de bırakmamız gereken şey ise skor rahatlığıyla verilen iki gol.
Doğru okuma budur.
Fenerbahçe de izlemiştir herhalde
Gelecek hafta Kadıköy’e gidiyoruz.
Ben Beşiktaş’ın hiçbir deplasmana beraberlik almak için gitmesini kabul etmem. Rakibin adı Fenerbahçe olmuş, başka bir takım olmuş fark etmez.
Bu kontrolsüz hücum edelim, bütün takımı öne yığalım demek değil. Ama daha maç başlamadan oyunun üstünlüğünü rakibe vermek de Beşiktaş’a yakışmaz.
Beşiktaş Kadıköy’e kendi oyununu oynamaya gitmelidir.
Önde baskı yapacaksa birlikte yapmalı. Topu kazandığında geriye dönmek yerine rakip kaleyi düşünmeli. Vlahović’i ceza sahasında yalnız bırakmamalı. Černý ve Trossard’ı oyunun içine sokmalı.
Dünkü maç Fenerbahçe’ye şunu gösterdi:
Beşiktaş’a alan verirseniz gelir.
Savunmanın arkasında boşluk bırakırsanız Vlahović cezayı keser.
Rakip bir gol attığında bu takım artık hemen dağılmıyor. Yeniden ayağa kalkıp cevap verebiliyor.
Bence gözdağı dediğimiz şey de budur. Maçtan sonra bağırıp çağırmak değil, sahada rakibin önüne düşünmesi gereken problemler bırakmaktır.
Beşiktaş dün gece Fenerbahçe’nin önüne altı tane problem bıraktı.
Şampiyonluk ilan etmiyoruz, gördüğümüzü söylüyoruz
Altı gol attık diye şampiyonluk ilan etmiyorum.
Savunmada hâlâ düzeltilmesi gereken şeyler var. Takımın güçlü rakip karşısında aynı hücum üretkenliğini gösterip gösteremeyeceğini henüz bilmiyoruz. Çorum FK karşısındaki boşlukları Fenerbahçe’nin verip vermeyeceği de ayrı mesele.
Ama şunu da küçültmenin anlamı yok:
Beşiktaş iki kötü deplasmanın ardından kendi sahasında güçlü bir reaksiyon verdi. Santrforu üç gol attı. Takım rakip ceza sahasına 34 defa girdi. Rakip skoru 2-1’e getirdiğinde paniğe kapılmak yerine üç gol daha attı.
Bunlar değerlidir.
Cumartesi günü sahaya çıkacak takım, Alanya’da ne yapacağını bilemeyen takım olmamalı. Çorum FK gol attıktan sonra sinirlenip maçı bitiren takım olmalı.
Son sözü de peşin peşin söyleyeyim:
Fenerbahçe hazır olsun.
Bu kez karşısına gol atmayı hatırlamış bir Beşiktaş geliyor.
Beşiktaş–Çorum FK maçı kaç kaç bitti?
Beşiktaş, Süper Lig’in üçüncü haftasında Çorum FK’yı 6-2 mağlup etti.
Beşiktaş’ın gollerini kim attı?
Beşiktaş’ın gollerini Václav Černý, üç kez Dušan Vlahović, İlhan Fakılı ve Amir Murillo kaydetti.
Vlahović kaç gol attı?
Dušan Vlahović, Çorum FK karşısında üç gol atarak Beşiktaş formasıyla ilk hat-trick’ini yaptı.
Fenerbahçe–Beşiktaş derbisi ne zaman?
Fenerbahçe–Beşiktaş derbisi 5 Eylül 2026 Cumartesi günü saat 20.00’de Kadıköy’de oynanacak.
Beşiktaş’ın diğer karşılaşmalarına ilişkin değerlendirmeler için Maç Yazıları bölümünü takip edebilirsiniz.