Tur geldi, ancak Beşiktaş’ın 2-0’lık Midtjylland galibiyeti oyuna dair bütün soru işaretlerini ortadan kaldırmadı.
Önce hakkını teslim edelim: Beşiktaş, Danimarka’dan galibiyetle döndü ve Avrupa Ligi’nde yoluna devam etti.
Table of Contents
Deplasmanda kazanmak, iki maçta gol yememek ve toplamda 3-0’lık skorla turu geçmek değerlidir. Avrupa elemeleri güzellik yarışması değildir. Önce turu cebine koyacaksın, sonra oyununu geliştireceksin. Beşiktaş da işin ilk bölümünü yaptı.
Ama kıymetli arkadaşlar, yalnızca skor tabelasını konuşacaksak bizim burada olmamızın bir anlamı yok.
İlk yarı neden güven vermedi?
Maçın ilk yarısında Beşiktaş, elindeki 1-0’lık avantaja rağmen oyunu istediği gibi kontrol edemedi. Top rakipteyken zaman zaman fazla geriye çekildik, kazandığımız toplarla çıkarken de yeterince temiz ve hızlı değildik. Tur için gol bulmak zorunda olan Midtjylland, ilk yarının en tehlikeli pozisyonunda direğe takıldı.
Yani soyunma odasına golsüz gidildi ama sahadaki görüntü insana tam anlamıyla güven vermedi.
Beşiktaş’ın bu bölümdeki en büyük problemi yine hücum sürekliliğiydi. Topu rakip yarı sahaya taşıdığımız anlar oldu fakat bu hücumları baskıya çeviremedik. Olaïtan hareketliliğiyle oyuna canlılık kattı, Orkun sorumluluk aldı; buna rağmen takım olarak rakip kalenin çevresinde yeterince çoğalamadık.
Kırmızı kart ve maçın kırılma anı
Karşılaşmanın kırılma anı 53. dakikada geldi. Oh’a yapılan faulün ardından ikinci sarı kartını gören Erlic oyundan atıldı ve Midtjylland on kişi kaldı.
Böylece Beşiktaş, ilk maçta olduğu gibi rövanşın da önemli bir bölümünü rakibinden bir kişi fazla oynadı.
Bu durum turu değersizleştirmez. Ancak oyunu değerlendirirken hesaba katılması gereken ciddi bir ayrıntıdır. Çünkü Beşiktaş, on kişi kalan rakibini hemen teslim alamadı. Golü bulabilmek için 70. dakikaya kadar beklemek zorunda kaldı.
Tam bu noktada Milot Rashica çıktı sahneye.
Oyuna girdikten hemen sonra Olaïtan’ın hazırladığı pozisyonu gole çeviren Rashica, yalnızca Beşiktaş’ı öne geçirmedi; eşleşmenin fişini de çekti. İlk maçta beklediğimiz ikinci golü İstanbul’da bulamamıştık. Danimarka’da gelen bu gol, rakibin bütün direncini sona erdirdi.
Ardından İlhan Fakılı’nın kazandırdığı penaltıda Orkun Kökçü topun başına geçti ve skoru 2-0 yaptı. İlk maçın golünü atan Orkun, rövanşı da boş geçmedi. Sorumluluk alması, oyunun içinde kalması ve kritik anlarda ortaya çıkması bu takım adına son derece kıymetli.
Savunmada ve kalede ortaya konan mücadeleyi de görmezden gelmemek gerekiyor. Beşiktaş iki maç boyunca kalesini gole kapattı. Özellikle Alexander Nübel, rakibin tehdit oluşturduğu anlarda güven veren isimlerden biri oldu.
Tur geldi, eksikler kaldı
Sonuç olarak Beşiktaş turu hak etti. İlk maçı 1-0, rövanşı 2-0 kazandı ve rakibine gol izni vermeden Avrupa Ligi’nde üçüncü eleme turuna yükseldi. Bunun sevincini yaşayacağız.
Fakat bu turun, kadronun eksiklerini örten bir perdeye dönüşmesine de izin vermeyeceğiz.
İki maçta da uzun süre on kişi oynayan bir rakibe karşı hücum üretkenliğimiz hâlâ yeterli seviyede değil. Baskı kırmakta, oyunun temposunu belirlemekte ve üstünlüğü skora daha erken yansıtmakta zorlanıyoruz. Bir sonraki turda rakip aynı fırsatları vermeyebilir.
Sıradaki rakip Hradec Králové
Önümüzde Hradec Králové eşleşmesi var. Seviye yükseldikçe yalnızca mücadele etmek yetmeyecek; daha hızlı, daha cesur ve daha üretken bir Beşiktaş gerekecek.
Tur tamam.
Sevinmek hakkımız.
Ama transfer ihtiyacı da takımın eksikleri de hâlâ aynı yerde duruyor.
Saygılarımla.
Bir sonraki Avrupa eşleşmesinin ayrıntılarını Beşiktaş’ın rakibi Hradec Králové oldu haberinden okuyabilirsiniz.
Editör güncellemesi: Tur geldi, veriler ne söylüyor?
Beşiktaş rövanşı 2-0 kazandı ve iki maçın toplamında 3-0’lık skorla bir üst tura yükseldi. Rashica ile Orkun Kökçü’nün golleri sonucu belirledi; rakibin 53. dakikada on kişi kalması ise maçın akışını değiştiren temel kırılma anıydı. Karşılaşmanın skor ve olay akışı Beşiktaş JK resmî maç merkezinden doğrulanabilir.
Tur geldi ifadesi sonuç açısından tartışmasız biçimde doğru. Bununla birlikte performansı değerlendirirken skor, rakibin eksik kalması, üretkenliğin hangi bölümde arttığı ve set hücumunda sürdürülebilir çözümlerin bulunup bulunmadığı ayrı ayrı okunmalı. İki maçta gol yememek savunma disiplini adına olumlu; hücumdaki ritmin kırmızı kart sonrasında belirginleşmesi ise daha güçlü rakipler öncesinde geliştirilmesi gereken alanı gösteriyor.
Bu güncelleme yazının ilk yayımlandığı andaki eleştiriyi geriye dönük olarak değiştirmiyor. Aksine sonucu resmî veriyle tamamlıyor ve “tur ile ikna edici oyun aynı şey değildir” değerlendirmesini daha ölçülebilir bir çerçeveye yerleştiriyor.